Gecenin koynundayım Güle soyunurum, güle oynaya Ömür bitap düşmüş, vefa zülalde Ölüm hücrede, müebbede hükümlü Saçlarından ebediyet dökülür göğün Kursağında el emeği, alın teri bir öğün Yaşamışlığın aşka, muhabbete doymaya Gülden...
Elimde avucumda yoktur.., Rüzgargülünün gölgesinde divaneyim ben Bu gün daha durgun, dünde kalan müptezel Fırsat dediğin nedir ki?! Bize geldiğinde: Bir âmîn miktarı zaman Ya içe çekilen veya üflenen nefes,...
Renkleri dilli dilsiz heyhattın Kısır çekişmelerin gölgesinde Diri olmaya çalışan hayatın Güzellikler mahsur kalmış Maşuk aşığına ilgisiz Alaka alil, tılsımlı... İktisat okumuş düşünceler Kapsama alanına almak ister Körpe tevazuların elinden tutup Kesreti...
Gülün solduğu yerde., Hüzün vardır;iklim kangren., Salıncaklarında feleklerin sallandığı Ulu ağaçlar, son ümit dualarla sulanır Şüyu’ rahle ki, üzerinde Kuran-ı Kerim “Ve ellefe beyne kulubeküm.,” ayeti celilesi Mahlükatın dilinden vicahiyye, cehren...
Ortasını çoktan geçtik İçinde hayat iklimi olan sathın Şimdi avuçlarımda boz bulanık, bütün geçmiş Kahrına başımı koyup uyumaya hazırım, hazırım sanki Bana beni efendi etmekten aciz, mülayim bahtın Bir...
Okumu hilkate biledim Ey ayrılık, ey gurbet, kilit kırdım! Kilit kırdım ben.. Asude baharlara, uzun yazlara İçinde hilesi olan, çıtkırıldım nazlara Kendinden emin, pişkin, mağrur hazlara Yüzümü ekşittim, irkildim Kilit kırdım...
Çağrılmayı bekliyorum, gerisi hülasa Gül ölür, bir âmâ dikenler üzerine diz çöker Gülenler ve ağlayanlar kulaklarımda misafir Beni görenlerin görmek istedikleri gibi., Yüzüm var! Çağrılmayı bekliyorum Sözünü bağlıyabilirsin Gün ölür, “kün”...
Bedenini terk eden ruhun fırlatıp attıkları Eyvah ki sancısıyla akıl sathı mayilime düştü Görüş ufkumda uçsuz bucaksız nurdan kaleler Zihnimde medeni istila. Nutkum barihaya düştü Met cezir Hudayîleri saf...
Muşamba yüzlü ifadeler Yüzüme çarpan, insan unsuru Bin yıllık hayallerin çöküşü düz karede Saniye bine bölünür, her bakışta bin kere Kim bilir? Kaç bin yılı ifade eder, her zerre Ve...
Gönlümden düşürdüm, gönülsüz sitemi Kör değil; ümmiyken tutundum kenz-ül aşka Kan kırmızı can, sende başka bende başka Havada kalmış umuda vurdum fiskemi Dönüp dönüp bakmak, tebessüm mü? Ma’kus şaka.. Mahcup...
Üzerimde üzeri kar yüklü, Kan donduran, dağlar gibi ağırlık Vur! Bir sağanakla erir buzullar, ya içim., Hangi sese yüzünü döner? Şu içimdeki sağırlık Kaç kez öldük., Kaç...
Bana seni söyle; Gösterdiğin resimlerde farfara olmasın Göle düşmüş inci gibi siman, bembeyaz berrak Güneşten beslensin siluetin, benzin hiç solmasın Seni söyle; uzaktan görmüş gibi bir dostu Yarım ay...
A’zami kebirin üstünde, köklerine tutunmaya çalıştığım bir dam var!Ve o damın iklimini örseleyen iksir, damarlarımda, kanımdaAcı bir hikaye, berhûdayı anlatırcasına dolaşırLâyüs’el bir beceri benimkisi, hülasa;İçtikçe,...
Takrir ve sükün Farklı yerlerdeyiz, ayrı düşlerde Aynı vaktin uykularına uyumuş olsak ta Kimimiz cevher alırız, kimimiz mücevher Her ikimizde, “aşk olsun!” diye muhabbete Kafa yorsak ta tevatüren, ma teessüf Farklıyız,...
Bu gün bana gel, gel ki yüreğim yüreğinde, kalbim terkinde yangınlara tutuşalım, el ele, kol kola kül olunca Rabb’im affeder, ta ki, vefadır vefasızlığa belki unutulmuş olurum acelende, tezinde bir kırık...
Biliyorum sotadasın..,Her taşın gölgesi, her evin bacası sensinYüzümü yakışıksızlığın elbisesinden soyunduğumdan beriİz süren ideallerin hayallerine üst, bol gelen bedensinYüzsüzlüğümü yüzüme haykıran yegane aşikarsınGünahlarım bir kervanın...
Gerçeği olmayan, olmayacak olan (Dünyalık değil) Bu, içe doğan yakınlık Gerçeği ruhsal beninde, yüreğinizden sizi soran Deli kanlılık! Belki biz, çok önceden tanıştık Kal-u Bela’dan aşinalık, birbirimize alıştık Onun için;...
Silkinip sükutun ardındanSürükleyerek nefsi yaka paçaEnaniyeti çivilediğimde alnındanAçım dediğimde, helal rızka açaGözlerine bakarken karnındanAllah’a adanmış kurbanlık koçaYüz yere eğildiğinde ârından Alnımdan düştüğün zaman..Doğrulacağım Hakka! Yakarışıma...
Edvarı alıp ta, taç etsem başımaSen.. İnsan suretinde, sinsi şeytan(!)Yine çıkarsın karşıma.. Yılmaz bekçileri oldular nizamınBetonlaşmış elleriyle tutmuşlar.,Kefesine taş koysan, değişmez kulpuDoğruyu, yanlışı tartan mizanınKim...